Yeni çağı açan, kuyubaşında oturan
Bugün okuyacağın bölüm: Yuhanna 2-4. Kutsal Kitap'ı açmadan önce, bu yazıyla kısaca hazırlan.
Arka plan
Bugün Yuhanna 2-4 bölümlerini okuyoruz. İsa'nın ilk mucizesinden başlayarak gece vakti yanına gelen bir din bilginiyle konuşmaya, toplumsal açıdan dışlanmış bir kadınla karşılaşmaya kadar — bu üç bölüm art arda gelerek İsa'nın kim olduğunu ve O'nun açmakta olduğu dünyanın nasıl bir yer olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Kana'daki düğün (Yuhanna 2:1-11). Düğün şenliğinde şarap tükeniyor. İsa, Yahudilerin arınma törenleri için kullandığı büyük taş küpleri suyla doldurmalarını söylüyor; ardından o su şaraba dönüşüyor. Bu, Yuhanna'nın kaydettiği ilk mucizedir (Yuhanna 2:11). Ama sıradan bir mucize değil. Musa Mısır'da nehrin suyunu kana çevirmişti (Mısır'dan Çıkış 7:20); İsa ise suyu şaraba dönüştürüyor — kan değil, sevinç. Arınma törenlerinde kullanılan bu küplerin seçilmiş olması, yasa ve törenler çağının geride kaldığını, yeni bir sevinç çağının başladığını gösteriyor.
Tapınağın temizlenmesi ve Nikodim'le konuşma (Yuhanna 2:13–3:21). İsa, Yeruşalim tapınağında alım satım yapan tüccarları kovarak şöyle diyor: "Bu tapınağı yıkın, üç günde onu yeniden kuracağım." (Yuhanna 2:19) İnsanlar bunun bir bina hakkında söylendiğini sandı; oysa Yuhanna, İsa'nın kendi bedeni hakkında konuştuğunu açıklıyor (Yuhanna 2:21). Artık Tanrı'ya giden yol bir bina değil, İsa'nın bizzat kendisidir.
Hemen ardından gece vakti Nikodim geliyor. O dönemde Yahudiler'in din önderlerindendi, Ferisiler'den biriydi. İsa ona şunu söylüyor: "Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse yeniden doğmadıkça Tanrı'nın Egemenliği'ni göremez." (Yuhanna 3:3) Burada "yeniden" olarak çevrilen Yunanca sözcük ánōthen (ἄνωθεν), aynı zamanda "yukarıdan" anlamını da taşır. Bu sıradan bir ikinci doğum değil, yukarıdan — Kutsal Ruh'tan — yeni yaşam almaktır. Nikodim şaşırıp anlamakta güçlük çekince, İsa çölde Musa'nın bakır yılanı direğe asmasını hatırlatıyor (Çölde Sayım 21:8-9). Yılana ısırılan İsrailliler bakır yılana baktıklarında yaşadıkları gibi, İnsanoğlu da yükseltilmelidir (Yuhanna 3:14-15) — bu, çarmıha önceden yapılmış bir işarettir. Derken bu konuşmanın zirvesi geliyor: "Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu'nu verdi. Öyle ki, O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun." (Yuhanna 3:16)
Samiriyeli kadınla konuşma (Yuhanna 4:1-42). Yuhanna, "Giderken Samiriye'den geçmesi gerekiyordu" diye yazıyor (Yuhanna 4:4) — bu bir tesadüf değil, bir amaçtı. Yahudilerle Samiriyeliler birbirinden kaçınan, birbirini hor gören iki topluluktu. İsa, öğle vakti yalnız başına su çekmeye gelen bir kadına önce kendisi sesleniyor. Bu kadının beş kocası olmuştu (Yuhanna 4:18) — toplumsal açıdan pek çok duvarın ardında biriydi. İsa ona "yaşam suyu" vereceğini söylüyor: "Oysa benim vereceğim sudan içen sonsuza dek susamaz. Benim vereceğim su, içende sonsuz yaşam için fışkıran bir pınar olacak." (Yuhanna 4:14) Ardından tapınma konusuna geçiyor: "Tanrı ruhtur, O'na tapınanlar da ruhta ve gerçekte tapınmalıdırlar." (Yuhanna 4:24) Yerden ve yönden çok daha önemli bir şey var. Bu buluşmanın ardından kadın su testisini bırakıp köye koşuyor ve halkı İsa'ya götürüyor (Yuhanna 4:28-30). Toplumsal açıdan pek çok sınırın dışında olan bu kadın, köy halkını İsa'ya ilk tanıştıran kişi oluyor.
Saray memurunun oğlunun iyileştirilmesi (Yuhanna 4:43-54). Ölmekte olan oğlunu iyileştirmesi için bir saray memuru İsa'ya geliyor. İsa yalnızca şunu söylüyor: "Git, oğlun yaşayacak." (Yuhanna 4:50) Memur oğlunu bizzat görmeden o sözü iman ederek geri dönüyor. Eve geldiğinde oğlunun sağlıklı olduğunu buluyor.
Okurken şuna dikkat et
Bugünkü bölümde İsa'nın neleri dönüştürdüğüne dikkat et. Arınma töreninin suyu sevinç şarabına dönüşüyor. Tanrı'ya ulaşmanın yolu bir binadan İsa'nın bizzat kendisine kayıyor. Tapınma yeri tartışması ruhta ve gerçekte tapınmaya dönüşüyor. İsa, eskiyi ve sınırlı olanı yeniliyor. O'nun gelişi var olan dini tamamlamak için değil, yeni bir çağ açmak içindi — bunu göreceksin.
İkinci olarak, İsa'nın kimin yanına gittiğine dikkat et. Nikodim, gece gizlice gelen bir aydındı; Samiriyeli kadın ise öğle vakti yalnız su çekmeye çıkmış, dışlanmış biriydi. Biri kabul etmekten çekindiği için gizlenmiş, diğeri pek çok sınırın öte yanındaydı. İsa her ikisine de aynı şekilde gidiyor — önce kendisi söze başlıyor. O, yalnızca arayanların değil, "kendisine gelebileceğini" hiç düşünemeyen kişilerin yanına da önce gelen Kişidir — bunu göreceksin.
Bir dakika duralım. Samiriyeli kadın ile İsa, "Nerede tapınılmalı?" sorusu üzerine kısa bir söyleşi yapıyor (Yuhanna 4:20). Hangi yöne, hangi yerde tapınılmalı — bu, çok eskiden beri pek çok kişinin ciddiye aldığı bir soru. İsa'nın yanıtı, yerden çok daha temel bir şeye işaret ediyor: Baba, ruhta ve gerçekte tapınanları arıyor (Yuhanna 4:23). Tapınmanın özü yön ya da yer değil, İsa aracılığıyla Tanrı'yla gerçek bağ kurmaktır.
Aklında taşıyacağın sorular
Bölümü okurken şu soruları aklında taşı.
-
Samiriyeli kadın pek çok sınırın dışındaydı, yine de İsa önce ona gitti. Son zamanlarda içinde "benim gibi biri nasıl olur ki?" diye düşündüğün bir şey var mı? Ya da "o kadar ileri gider mi?" diye sınır çizdiğin bir yer?
-
Nikodim anlamaya çalıştı ama aklıyla kavrayamadı; saray memuru ise oğlunu görmeden yalnızca sözü iman ederek geri döndü. Şu an sende tam anlaşılmasa da inanman gereken bir şey varsa, o şey nedir?
Okuma
Şimdi Yuhanna 2-4 bölümlerini kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.
Felicity