Duayı Öğreten, Baba'yı Tanıtan
Bugün okuyacağın bölüm: Luka 11. Kutsal Kitap'ı açmadan önce, bu yazıyla kısaca hazırlan.
Arka plan
Luka 11, öğrencilerden birinin İsa'nın dua ettiğini izleyip bir ricada bulunmasıyla başlıyor. "Yahya'nın kendi öğrencilerine öğrettiği gibi sen de bize dua etmesini öğret." (Luka 11:1). İsa bu ricayı reddedip geçmedi; duayı öğretti.
İsa'nın öğrettiği bu dua, "Baba" (Luka 11:2) hitabıyla başlıyor. O dönem Yahudileri duada Tanrı'ya doğrudan "Baba" diye seslenmekten kaçınırdı. Tanrı, korkulması gereken Yaratıcı'ydı; yaklaşıp seslenebilecek biri değildi. İsa'nın bu hitabı öğretmesi tek başına devrimci bir bildiriydi — Tanrı'nın kim olduğuna ve bizimle nasıl bir ilişki içinde olduğuna dair. Duanın devamı şöyle akıyor: Baba'nın adının yüceltilmesi, egemenliğinin gelmesi, günlük ekmeğin verilmesi, günahların bağışlanması, ayartmaya düşürülmemesi.
Duayı öğrettikten sonra İsa, Tanrı'nın nasıl bir Baba olduğunu açıklamayı sürdürdü. "Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapı çalana açılır." (Luka 11:9-10). Bir baba bile çocuğuna yılan ya da akrep vermezken, gökteki Baba'nın kendisinden isteyenlere Kutsal Ruh'u vermemesi düşünülebilir mi? (Luka 11:13). Matta'da bu vaadin sonu "iyi şeyler" olarak geçer; Luka ise en yüce armağanı "Kutsal Ruh" olarak özelleştiriyor. Duanın amacı istediğini elde etmek değil, Tanrı'yı tanımak — Kutsal Ruh aracılığıyla Baba'yla ilişki kurmaktır.
Bunun ardından sahne tamamen değişiyor. İsa bir cin kovdu ve bir kesim "Cinleri, cinlerin önderi Baalzevul'un gücüyle kovuyor" diye suçladı (Luka 11:15); bir başkası gökten bir belirti istedi (Luka 11:16). İsa, Şeytan'ın kendi kendine bölünmesinin çelişkisini ortaya koyduktan sonra şöyle dedi: "Ama ben cinleri Tanrı'nın eliyle kovuyorsam, Tanrı'nın Egemenliği üzerinize gelmiş demektir." (Luka 11:20). "Tanrı'nın eli" ifadesi, Mısırlı büyücülerin belalara bakıp "Bu işte Tanrı'nın parmağı var" diye tanıklık ettiği anı çağrıştırıyor (Mısır'dan Çıkış 8:19) — Tanrı'nın doğrudan tarihin içine girdiğinin işareti. İsa'nın cin kovması yalnızca bir güç gösterisi değil, Tanrı Egemenliği'nin geldiğinin ilanıydı. Bölümün sonu, bir akşam yemeği davetinde Ferisiler ve Yasa uzmanlarıyla yaşanan çatışmadır. İsa, yalnızca dış temizliğe önem veren, adaleti ve Tanrı sevgisini bir yana bırakanlara altı kez lanet etti (Luka 11:39-52).
Okurken şuna dikkat et
Duanın öğretildiği bölümde (Luka 11:1-13) dikkat edeceğin şey şu: İsa'nın istemek eylemini ne kadar olağan bir şey olarak sunması. "Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapı çalana açılır." (Luka 11:10) — istisna yok. Tanrı çocuklarıyla konuşmak ister. Bize istediğimizi ya verir, ya da her şeyi bileydik isteyeceğimiz şeyi verir. Evet / hayır / bekle — hepsi Tanrı'nın yanıtıdır.
Metnin ilerleyen bölümünde İsa akşam yemeği sofrasında Ferisiler ve Yasa uzmanlarına sert sözler söylüyor. "Siz Ferisiler, bardağın ve tabağın dışını temizlersiniz, ama içiniz açgözlülük ve kötülükle doludur." (Luka 11:39). Görünürde en dindar olanların, duayı öğretirken İsa'nın en çok vurguladığı şeyden — iç dünya ve Baba'yla ilişki — en yoksun olması göz ardı edilemez bir çelişki.
Bir dakika duralım.
İsa'nın öğrettiği dua "Baba" (Luka 11:2) hitabıyla başlıyor. Bu hitap sana yabancı ya da tuhaf geliyorsa, kısa bir açıklama yerinde olur. Kutsal Kitap Tanrı'ya "Baba" derken biyolojik bir doğumu kastetmiyor — bu bir ilişki dili. Hiçbir baba çocuğuna yılan ya da akrep vermez; gökteki Baba da kendisinden dileyenlere en iyisini verir (Luka 11:11-13). İsa'nın öğrettiği "Baba", uzakta duran bir yargıç değil, çocuğunun ihtiyacını bilen ve karşılayan biridir. O'na yaklaşabilmek — bu duanın özü budur.
Aklında taşıyacağın sorular
Bölümü okurken şu soruları aklında taşı.
-
Dua ederken nasıl bir yürekle yaklaşıyorsun? Rahatsız ediyor gibi mi hissediyorsun, yoksa çocuğun babasına yaklaştığı gibi mi?
-
"Bardağın ve tabağın dışını temizleyip içini açgözlülük ve kötülükle dolu bırakmak" — bu azarın benimle örtüşen bir yanı var mı?
Okuma
Şimdi Luka 11'i kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.
Felicity