Beklentilerin Ötesinde Gelen, Yorgunlara Rahat Veren
Bugün okuyacağın bölüm: Matta 11. Kutsal Kitap'ı açmadan önce, bu yazıyla kısaca hazırlan.
Arka plan
Matta 11, beklentilerle gerçeklik arasındaki gerilimi bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. İsa'yı en yakından izleyenlerin tepkileri — ve İsa'nın gerçekte kime baktığı — burada görünür hale geliyor.
İlk bölümde cezaevinde olan Vaftizci Yahya, İsa hakkındaki haberleri duyuyor ve öğrencilerini göndererek soruyor: "Gelecek Olan sen misin, yoksa başkasını mı bekleyelim?" (Matta 11:3). Yahya bu soruyu ihanetten değil, büyük olasılıkla derin bir umutsuzluktan soruyordu — imanda sendelemeye başlamıştı. Tüm yaşamını bu Mesih'i göstermeye adamıştı. Ama Mesih gelmişti ve o hâlâ cezaevindeydi; üstelik İsa'nın yaptıkları, Yahya'nın vaaz ettiği şeyden farklıydı. Yahya'nın duyurduğu Mesih, harman yerini temizleyecek, ateşle yargıyı getirecek güçlü bir kişiydi (Matta 3:11-12). Oysa İsa hastaları iyileştiriyor, günahkârlarla sofra kuruyordu.
İsa, doğrudan "evet" ya da "hayır" demedi. Bunun yerine şunu söyledi: körlerin gözleri açılıyor, kötürümler yürüyor, cüzamlılar temiz kılınıyor, sağırlar işitiyor, ölüler diriliyor ve Müjde yoksullara duyuruluyor (Matta 11:5). Bunlar, İşaya'nın Mesih dönemi için söylediği peygamberlik sözleriydi (İş 35:5-6, 61:1). Ne var ki İşaya 61'de "tutsaklara özgürlük" diye bir söz de vardı — İsa bu satırı listeye almadı. Cezaevinde yatan Yahya o boşluğu fark etmiş olmalıydı: "Evet, İşaya'nın Mesihiyim. Ama sen cezaevinden çıkmayacaksın." İsa sözü şöyle bağladı: "Benden ötürü sendeleyip düşmeyene ne mutlu!" (Matta 11:6). Zor bir gerçeği iletirken bile Yahya'ya olan sevgisini gizlemedi.
Yahya'nın öğrencileri ayrılınca İsa kalabalığa Yahya'yı anlattı. "Kadından doğanlar arasında Vaftizci Yahya'dan daha üstün biri çıkmamıştır. Bununla birlikte, Göklerin Egemenliği'nde en küçük olan ondan üstündür." (Matta 11:11). Yahya'yı küçümsemek için değil — Yahya, yeni çağın kapısının tam önünde duran adamdı. Peygamberliğin doruk noktası; ama o kapının içine girememiş biri. İsa'nın söylemek istediği şuydu: kapı kendisinin ta kendisi.
Sonra İsa mucizelerini en çok gören şehirlere döndü. Horazin, Beytsayda, Kefarnahum — İsa'nın seyirci kütlesinin en kalabalık olduğu yerler. Özellikle Kefarnahum İsa'nın merkez üssüydü. En çok gördüler, en az döndüler. İsa, Sur ve Sayda ile Sodom'un bile bunlar gibi mucize görmüş olsaydı tövbe edeceğini söyledi (Matta 11:21-24). Daha çok görmek, daha büyük sorumluluk demek. Ama tam o noktada İsa bakışını bambaşka birine çevirdi. Bu gerçekleri bilge ve akıllı kişilerden gizleyip küçük çocuklara açtığı için Baba'ya şükretti (Matta 11:25) ve hemen ardından şunu söyledi: "Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm." (Matta 11:28)
Okurken şuna dikkat et
Bugünkü bölümün tamamında şuna dikkat et: İsa kime yanıt veriyor? Vaftizci Yahya'nın sorusuna İsa kınayarak karşılık vermedi. İşaya'nın peygamberliğini yeniden hatırlattı, farklı bir açıdan bakmaya davet etti. "Benden ötürü sendeleyip düşmeyene ne mutlu!" (Matta 11:6) — bu, beklentileri aşan bir İsa karşısında bile güveni sürdürmek için uzanmış yumuşak bir el. Umutsuzluk içinde soru soranlar da İsa'nın gözünden kaçmıyor.
Son bölümde (Matta 11:25-30) İsa'nın daveti kimi çağırdığına bakacaksın. Mucizeleri görüp geri dönen şehirlerin aksine, bu davete uyacak olanlar kendi içinde cevabın olmadığını bilenler — "bilge ve akıllılar" değil, yükü ağır olanlar. İsa'nın söylediği "rahat" salt fiziksel bir ağırlığın bitmesi değil. Tanrı'yla ilişkinin onarılmasıyla gelen bir huzur; ve bu, daha çok yaparak değil, O'na gelerek başlıyor.
Bir dakika duralım.
"Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm." (Matta 11:28). İsa burada "daha çok çalış, sonra rahatlatırım" demiyor. Sadece "bana gel" diyor. O dönemde Yahudi geleneğinde "boyunduruk" denince akla Yasa'nın gereklilikleri gelirdi — din bilginleri ve Ferisiler buna yüzlerce kural daha eklemişti. Tanrı'ya yaklaşmak için daha çok yapman, daha çok uyuman gerekiyordu. İsa bu ağırlığı inkâr etmiyor; ama farklı bir şey sunuyor. "Boyunduruğumu taşımak kolay, yüküm hafiftir." (Matta 11:30). Bu daha az kural anlamına gelmiyor. İsa "yumuşak huylu, alçakgönüllü olan benden öğrenin" diyor (Matta 11:29). Tanrı'ya yaklaşmak için daha çok şey yapmak değil — bu yumuşak yürekli kişinin yanında yürümek başlı başına bir dinlenme.
Aklında taşıyacağın sorular
Bölümü okurken şu soruları aklında taşı.
-
Vaftizci Yahya gibi, beklediğinden farklı bir İsa karşısında hayal kırıklığı ya da şaşkınlık yaşadın mı? O an nasıl yanıt verdin?
-
Şu an hangi ağırlığı taşıyorsun? "Bana gel" daveti önünde ne hissediyorsun?
Okuma
Şimdi Matta 11'i kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.
Felicity