Tohum Gibi Gelen Egemenlik, 'Korkma' Diyen O
Bugün okuyacağın bölüm: Matta 13 ve Luka 8. Kutsal Kitap'ı açmadan önce, bu yazıyla kısaca hazırlan.
Arka plan
Matta 13, giderek derinleşen bir reddin ardından başlıyor. 11. ve 12. bölümlerde Vaftizci Yahya zindandan İsa'nın kim olduğunu sorgulamıştı; Horazin, Beytsayda ve Kefarnahum gibi kentler pek çok mucizeye tanık olmalarına rağmen dönmemişlerdi; Ferisiler ise İsa'yı yok etmek için anlaştılar (Matta 12:14). Tam bunun ardından İsa, Celile Gölü kıyısına oturdu ve benzetmeler anlatmaya başladı — reddedilmesine rağmen tohum ekmeye devam etti.
Ekinci benzetmesi (Matta 13:3-23), müjde tohumunun dört farklı zemine düşmesini anlatır. Sorun tohum değil, zemin — yani sözü işiten yürektir. Öğrenciler "Neden benzetmelerle konuşuyorsun?" diye sorduğunda İsa şöyle yanıtladı: "Göklerin Egemenliği'nin sırlarını bilme ayrıcalığı size verildi, ama onlara verilmedi" (Matta 13:11). Benzetmeler, yumuşak yüreklere gerçeği açar; sertleşmiş yüreklerde ise o kişinin zaten içinde ne taşıdığını gün yüzüne çıkarır.
İsa orada durmadı. Hardal tanesi benzetmesi (Matta 13:31-32) ve maya benzetmesi (Matta 13:33) Tanrı Egemenliği'nin yapısını doğrudan çiziyordu. Hardal tohumların en küçüğüydü; ama gelişince bahçe bitkilerinin boyunu aşar, ağaç olur ve kuşlar gelip dallarında barınır. Maya ise una karışır, görünmez olur — ama sonunda bütün hamuru kabarır. O dönem Yahudilerinin beklediği Mesih krallığı, Roma'yı askeri güçle deviren görkemli bir fetihtir. İsa'nın çizdiği egemenlik farklıydı — toprağa gömülür, fark edilmeden büyür, sonunda her şeyi doldurur. Delice benzetmesi de (Matta 13:24-30) aynı yönü gösterir: buğdayla deliceyi ayırmak, biçim vaktinde Tanrı'nın yapacağı iştir — bizim aceleye getireceğimiz iş değil. İsa'nın egemenliği, anında gerçekleşen bir fetih değil, sabırla beklenen bir egemenliştir.
Luka 8 tümüyle farklı bir açılışla başlıyor. İsa köy kent dolaşırken on iki öğrenciyle birlikte bazı kadınlar da yoldaydı. "Kötü ruhlardan ve hastalıklardan kurtulan bazı kadınlar, içinden yedi cin çıkmış olan Mecdelli denilen Meryem, Hirodes'in kâhyası Kuza'nın karısı Yohanna, Suzanna ve daha birçokları İsa'yla birlikte dolaşıyordu. Bunlar, kendi olanaklarıyla İsa'ya ve öğrencilerine yardım ediyorlardı" (Luka 8:2-3). Cinlerden kurtulmuş biri ile sarayın yakınından biri aynı topluluğun içindeydi. Bu kısa liste, bu egemenliğin kimin için olduğunu gösteriyor.
Luka 8'in sonunda iki hikâye birbirine kenetleniyor. Havra yöneticisi Yair, ölmek üzere olan biricik kızı için İsa'nın ayaklarına kapandı. İsa o evin yolunda ilerlerken, on iki yıldır kanaması olan bir kadın kalabalığın içinden İsa'nın giysisine dokundu. İsa o kadına "kızım" dedi: "Kızım, imanın seni kurtardı. Esenlikle git" (Luka 8:48). Tam o sırada Yair'in evinden biri geldi: kızın öldü, öğretmeni artık rahatsız etme. İsa, Yair'e şöyle dedi: "Korkma, yalnız iman et, kızın kurtulacak" (Luka 8:50).
Okurken şuna dikkat et
Matta 13'te ekinci benzetmesini okurken şu an kendi yüreğinin nasıl bir toprak olduğuna bak. Tanrı'nın sözü içinde kök salıyor mu, yoksa "dünyasal kaygılar ve zenginliğin aldatıcılığı" (Matta 13:22) sözü boğan dikenlere dönüşüyor mu? Hardal tanesi ve maya benzetmelerinde ise çok küçük ve değersiz görünen bir başlangıcın başarısızlık gibi hissettirip hissettirmediğine bak. İsa'nın egemenliği, anında gerçekleşen bir fetih değil, görünmez bir yerde yavaş yavaş büyüyen bir egemenliştir.
Bir dakika duralım.
"Göklerin Egemenliği" ya da "Tanrı'nın Egemenliği" ifadesi sana yabancı ya da tuhaf gelebilir. Egemenlik ya da krallık denince akla çoğunlukla toprak, başkent, ordu ve yasalar gelir. Ama İsa'nın kastettiği "Tanrı'nın Egemenliği" bir toprak kavramı değildir — "Tanrı yönetiyor" demek olan dinamik bir yönetimi anlatır. Bunu şöyle de okuyabilirsin: "Tanrı şu an yönetiyor." Bu yönetim ordu ya da kararnamelerle gelmedi. Bir tohum gibi, maya gibi; sözün insanın yüreğine ekildiği şekilde geldi. Dışarıdan küçük görünür ama sonunda her şeyi dönüştürür.
Luka 8'de kanayan kadın ve Yair'in hikâyesini okurken iki hikâyenin nasıl tek bir mesaja işaret ettiğine dikkat et. Kadın gizlenerek titreyerek yaklaştı; Yair ise kızının öldüğü haberini duyduğunda çökmek üzereydi. İkisinin durumu farklıydı ama İsa'nın her ikisinden istediği tek bir şeydi: "Korkma, yalnız iman et" (Luka 8:50). Bu söz, bugün okuduğumuz bölümün merkezinde duruyor.
Aklında taşıyacağın sorular
Bölümü okurken şu soruları aklında taşı.
-
Şu an yüreğin nasıl bir toprak? Tanrı'nın sözü içinde kök salıyor mu, yoksa hangi kaygı ya da ayartı o tohumu bastırıyor?
-
"Korkma, yalnız iman et" — şu an hayatında korkunun imandan daha büyük göründüğü bir an var mı?
Okuma
Şimdi Matta 13 ve Luka 8'i kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.
Felicity