← Mektuplar planı
42 günlük yolculuk · 23. günRomalılar 4-713 dk

Karşılıksız aklanma, sonuna kadar tutunma nedeni

Bugün okuyacağın bölüm: Romalılar 4-7. Kutsal Kitap'ı açmadan önce bu kısa yazı eşliğinde hazırlan.

Arka plan

Dünkü bölümde Pavlus, insanın Yasa'nın gereklerini yaparak değil, yalnız imanla aklandığını söylemişti. Ama bu söz kulağa fazla kolay gelmiyor mu? Bugünkü bölümde Pavlus tam da bu soruya cevap veriyor. Kanıt olarak Yahudilerin en çok saygı duyduğu isim olan İbrahim'i öne çıkarıyor.

İbrahim, (Pavlus'un Galatyalılar'da belirttiği gibi) Yasa var olmadan 430 yıldan fazla önce yaşadı. Daha sünnetli bile olmadan, Tanrı onu yalnızca soyuyla ilgili vaade iman ettiği için doğru saydı: "İbrahim Tanrı'ya iman etti, böylece aklanmış sayıldı" (4:3). Bu, yaptığı bir işin değil, imanının sonucuydu. Bu yüzden İbrahim yalnız sünnetlilerin değil, imanla gelen herkesin atası oldu.

5. bölümde Pavlus bir adım daha ileri gidiyor. Aklanan kişiye ne olduğunu anlatıyor: Tanrı'yla ilişki onarılıyor, sıkıntı içindeyken bile umut taşınabiliyor (5:3-4). Sonra Adem'le Mesih'i yan yana koyuyor. Tek bir adam Adem yüzünden bütün insanlar günah ve ölümün altına düştüğü gibi, tek bir kişi Mesih sayesinde iman edenler yaşama kavuşuyor (5:18-19). Her iki kişi de kendine ait olan herkesi temsil ediyor demek.

6. bölümde doğal bir itiraz geliyor: Lütuf bu kadar büyükse, daha çok günah işlesek olmaz mı? Pavlus'un cevabı kesin: Kesinlikle hayır (6:1-2). Çünkü Mesih'le birleşen kişinin eski benliği zaten ölmüştür. Bu bölüm şu sözle kapanıyor: "Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı'nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa'da sonsuz yaşamdır" (6:23). Günah ücret öder, sonsuz yaşam ise armağan olarak verilir.

7. bölüm, lütuf içindeki kişinin neden hâlâ boğuştuğunu dürüstçe irdeliyor. Pavlus önce Yasa'nın kendisini savunuyor: "İşte böyle, Yasa gerçekten kutsaldır. Buyruk da kutsal, doğru ve iyidir" (7:12). Sorun Yasa değil, bu iyi olanı yerine getirecek gücü kendinde bulamayan kişinin kendisi (7:14). İstediği iyiyi yapamayan, istemediği kötüyü yapan kendini görüp iç çekiyor (7:19, 24). Ama bu iç çekiş hemen şükre dönüşüyor.

Okurken şuna dikkat et

"İbrahim Tanrı'ya iman etti, böylece aklanmış sayıldı" (4:3). Okurken bu "sayıldı" (hesaba geçirildi) sözünün kaç kez tekrarlandığına dikkat et (4:9, 22). Tıpkı bir hesaba alacak kaydeder gibi, Tanrı günahlarımızı değil, Mesih'in doğruluğunu bizim hesabımıza yazıyor demek. Bu doğruluk bizim ürettiğimiz değil, bize verilen bir şey; bu bölümün başında Tanrı, "ölülere yaşam veren, var olmayanı buyruğuyla var eden" (4:17) Tanrı olarak tanıtılıyor. İbrahim'in bedeni de Sara'nın rahmi de artık ölmüş gibiydi, ama vaadi işte tam o noktada yerine getiren, O'dur.

Tanrı'nın sevgisini hangi anda gösterdiğine bak. "Tanrı ise bizi sevdiğini şununla kanıtlıyor: Biz daha günahkârken, Mesih bizim için öldü" (5:8). Bu, biz düzelince değil, hâlâ günahkârken oldu. Biz Tanrı'ya yaklaşmadan önce, önce O harekete geçti demek.

Pavlus'un kendi mücadelesini dürüstçe anlattığı yere de dikkat et. İman derinleştikçe çatışmanın bitmediğini, bunu elçi Pavlus'un bile yaşadığını göreceksin. Ama iç çekişin "Ne zavallı insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?" (7:24) sözüyle bitmediğini de gözden kaçırma. Hemen bir sonraki ayette şu cevabı veriyor: "Rabbimiz İsa Mesih aracılığıyla Tanrı'ya şükürler olsun!" (7:25). Kendini kurtaracak gücün kendinde olmadığını kabul eden kişinin önünde, kurtaracak olan duruyor.

"Vaftiz" sözü sana yabancı gelebilir. Suya batıp çıkmayı içeren bu tören, Mesih'le birlikte ölmeyi ve yeniden dirilmeyi gözle görülür biçimde gösteriyor (6:3-4). Bu, kurtuluşu kazanmak için yapılan bir eylem değil, zaten gerçekleşmiş olan bu şeyi herkesin önünde ikrar etmeye daha yakın.

Bir dakika duralım.

"İmanla aklanmak" ifadesi sana hesaplı bir şey gibi gelebilir; sanki iman da bir tür başarı, ödediğin bir bedel gibi görünebilir. Öyle değil. İman, gerçekleştirdiğin bir eylem değil, Tanrı'nın çoktan yaptığı işi kabul eden boş bir eldir (4:4-5). "Yasa'dan özgür kılındık" (7:6) sözü de yanlış anlaşılmaya açık. Bu, buyrukların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor; Tanrı önünde durabilmek için buyrukları yerine getirmen gerektiği o çerçeveden çıkmış olduğun anlamına geliyor. O yer artık Mesih'te sana çoktan verildi, iman eden kişinin yaşamı da tam oradan başlıyor.

Üzerine düşüneceğin sorular

Bölümü okurken şu soruların üzerine düşün.

  1. Son zamanlarda Tanrı'nın gözünde kendini aklamaya mı çalışıyorsun? Aldığın lütfu yeniden hatırlayarak oku.

  2. Yapmak istediğin iyiyi yapamayıp çaresiz hissettiğin bir an oldu mu? Pavlus'un bu çaresizliğin ardında bulduğu şükür neydi?

Okuma

Şimdi Romalılar 4-7 bölümlerini kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.