← Mektuplar planı
42 günlük yolculuk · 21. gün2. Korintliler 10-1313 dk

Güçsüzlüğün üzerine konan güç

Bugün okuyacağın bölüm: 2. Korintliler 10-13. Kutsal Kitap'ı açmadan önce bu kısa yazı eşliğinde hazırlan.

Arka plan

Bugünkü bölümü okumaya başlayınca havanın düne göre değiştiğini hemen fark edeceksin. 9. bölüme kadar mektupta bir rahatlama ve şükran akıyordu. 10. bölümden itibaren ses sertleşiyor. Aynı mektubun içinde bu değişim neden oldu? Korint kilisesinin büyük çoğunluğu Pavlus'un mektubunu okuyunca tövbe etti, ama sonuna kadar direnen, inat eden bir grup vardı. Yine de Pavlus yalnızca onları hedef alarak yazmıyor. Son bölümlerde de "siz" diye seslendiği topluluk kilisenin tamamıdır. Sarsılan bir kiliseye son kez güçlü bir sesle konuşuyor.

İnsanların Pavlus'u nasıl küçümsediği de metne olduğu gibi geçmiş: "Mektupları ağır ve etkilidir, ama kişisel varlığı etkisiz, konuşma yeteneği de sıfır"(10:10). Yani uzaktan mektuplarla havalı konuşan, ama yan yana gelince hiçbir ağırlığı olmayan biri demeye getiriyorlar. O dönem Yunan kentlerinde şık giyinen, akıcı konuşan hatipler el üstünde tutulurdu. Bedeni zayıf, konuşması da çok sade olan Pavlus, bu dünyanın ölçüleriyle kıyaslanınca "hafif" kalıyordu.

Pavlus yokken Korint'e yeni öğretmenler gelmişti. İşte o sahte önderler, tam da bu ölçülere uyan insanlardı. Pavlus onlara "sözüm ona üstün elçiler"(11:5) diyor. Övgü değil, iğneleyici bir söz. Yeruşalim'deki gerçek elçilerle hiçbir ilgileri yoktu. Kiliseye gizlice sızıp imanlıları kendi çıkarına kullanan kişilerdi. Övündükleri şeyler gösterişliydi: referans mektupları, soylu aileleri, havalı konuşmaları, olağanüstü görümleri… Bir de üstüne, yaptıkları hizmet karşılığında çekinmeden para isteme kibrini gösteriyorlardı.

Bu yüzden Pavlus da övünmeye başlıyor. Ne var ki ortaya koyduğu bu liste gerçekten hiç beklenmedik cinstendi. Dayak, hapis, deniz kazası, açlık… Sonunda da Şam'da surdaki bir pencereden küfeyle sarkıtılıp kaçtığını anlatıyor(11:32-33). Roma'da düşman surlarına ilk tırmanan askeri en büyük onurla ödüllendiren bir gelenek varmış. Bu ölçüye göre bakılırsa Pavlus'un anlattığı tam tersi. Surdan en beceriksiz şekilde aşağı indirilme hikâyesi. Bu övünmeyi "akılsız biri gibi" yaptığını söylüyor, ama yine de yapıyor(11:17). Dünyanın övünme biçimini taklit ederek onun ne kadar boş olduğunu göstermek istiyor.

Okurken şuna dikkat et

12. bölümü okurken Pavlus bu sıra dışı deneyimi anlatırken kendisinden nasıl üçüncü bir kişi gibi bahsettiğine dikkat et. Üçüncü göğe kadar alınıp götürülmüş biri var. O ise bunu anlatırken kendisi için "bir Mesih izleyicisi tanıyorum"(12:2) diyor. Kendi başından geçeni başkasının hikâyesi gibi anlatıyor. Yaşadığı bu harika deneyimi, kendini öne çıkaracak ya da gururlanacak bir araç haline getirmek istemiyor. İnsanların önüne koymayı seçtiği şey, yeryüzünde nasıl yaşadığıdır. Gökte gördüğünü ise kendine saklıyor.

Ardından Pavlus, bedeninde uzun süredir taşıdığı ağır bir acıyı paylaşıyor: "bana bedende bir diken, beni yumruklamak için Şeytan'ın bir meleği verildi"(12:7). Bunun ne olduğunu Kutsal Kitap söylemiyor. Kimi bunun geçmeyen bir göz rahatsızlığı olduğunu söylüyor, kimi de ona sürekli zarar veren düşmanlarından bahsettiğini düşünüyor. Kesin olan şu: bundan kurtulmak için Rab'be üç kez yalvardı(12:8). Aldığı yanıt ise şuydu: "Lütfum sana yeter. Çünkü gücüm, güçsüzlükte tamamlanır"(12:9). Pavlus'un beklediğinden çok farklı bir cevaptı bu.

Tanrı dikeni çekip almadı. Bunun yerine o dikeni taşıyacak gücü vereceğini söyledi. Bunun üzerine Pavlus'un tavrı değişiyor: "Mesih'in gücü içimde bulunsun diye güçsüzlüklerimle sevinerek daha çok övüneceğim"(12:9). Rab'bin gücü, bizim zayıflıklarımız yok olunca gelmiyor; tam tersine, en güçsüz kaldığımız o anlarda tamamlanıyor.

Bir dakika duralım.

"Bedendeki diken"i Tanrı'nın verdiği bir ceza gibi okumak kolaydır. Hastalanınca ya da işler ters gidince önce "ben ne yaptım da böyle oldu?" diye sorarız. Oysa metin bu dikenin neden verildiğini doğrudan söylüyor: "Aldığım vahiylerin üstünlüğüyle gururlanmayayım diye"(12:7). Ceza değil, koruma amaçlı bir şeydi. Pavlus'un hak ettiği cezayı zaten İsa çarmıhta üstlendi. Pavlus'un aldığı vahiyler o kadar büyüktü ki, sırf bunlar yüzünden gurura kapılmasın diye Rab bu zayıflıkla onun alçakgönüllü kalmasını sağladı. Bu, her sıkıntının böyle açıklandığı anlamına gelmez. Tanrı'nın büyük tasarısını biz baştan sona kavrayamayız. Bu yüzden Kutsal Kitap acı karşısında susmamızı istemez. Tam tersine, "Tanrım, beni neden terk ettin?" diye haykıran duaları kendi içine almıştır. Nedenini tam bilmeden de Tanrı'ya sorabilirsin demek bu. Yine de bir şey kesin: Tanrı'nın evladının başına gelen sıkıntı, Tanrı'nın onu yüzüstü bıraktığı ya da ona sırtını döndüğü anlamına gelmez.

Üzerine düşüneceğin sorular

Bu bölümü okurken bu soruların üzerine düşün.

  1. Pavlus kendi güçsüzlüğünü insanlardan saklamadı(12:9). Senin başkalarına göstermek istemediğin, üstünü örttüğün güçsüzlük ne?

  2. Tanrı, Pavlus'un dikenini almak yerine ona dayanacak lütfu verdi(12:8-9). Şu an kaldırılması için dua ettiğin bir şey varsa, onu taşıyacak gücü de istedin mi hiç?

Okuma

Şimdi 2. Korintliler 10-13'ü kendi Kutsal Kitabından yavaş yavaş oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.