Bizim yerimize duran Mesih, O'nun adına duran bizler
Bugün okuyacağın bölüm: 2. Korintliler 5-9. Kutsal Kitap'ı açmadan önce bu kısa yazı eşliğinde hazırlan.
Arka plan
Dün Pavlus kendisini toprak kaba benzetmişti. Hazineyi taşıyan bir kaptan başka bir şey olmadığını söylüyordu. Bugün ise çadır diyor. Bir çadır kurup içinde yaşamak gibi. Çadır rüzgârda sallanır, bir gün de toplanır. Ama Pavlus umutsuzluğa kapılmıyor: "Biliyoruz ki, barındığımız bu dünyasal çadır yıkılırsa, göklerde Tanrı'nın bize sağladığı bir konut -elle yapılmamış, sonsuza dek kalacak bir evimiz- vardır"(5:1). Çadır toplansa bile dönülecek bir ev çoktan hazır demek.
Bu yüzden ölüm Pavlus için son değildi. "Cesaretimiz vardır diyorum ve bedenden uzakta, Rab'bin yanında olmayı yeğleriz"(5:8). Hiç korkusu yoktu diyemeyiz; ama korkularını gölgede bırakan güçlü bir umudu vardı. Yalnız o eve girmeye daha var. "Gözle görülene değil, imana dayanarak yaşarız"(5:7). Görünenin her şey olmadığı bir yerde günleri geçirmek demek bu.
5. bölümün ortasından itibaren Pavlus'u bu kadar ileri götüren şeyin ne olduğunu öğreniyoruz: "Bizi zorlayan, Mesih'in sevgisidir"(5:14). Buradaki "zorlamak" zorla bir şey yaptırmak değil. Yüreği dört bir yandan kuşatıp yerinde duramaz hale getirmek gibi. Üstelik bu sevgi, benim Mesih'e duyduğum sevgi değil; O'nun bana duyduğu sevgi.
Pavlus'un kendi referansı olarak öne sürdüğü şey ise beklenmedik biçimde bir sıkıntılar listesi. Dayak, hapis, açlık… 6. bölümde arka arkaya sıralanıyor. Korint'e gelip giden o gösteriş meraklısı konuşmacılar kendilerini överken böyle bir listeyi asla ortaya koymazdı. 7. bölümde Titus'un getirdiği haberle içi rahatlıyor. 8-9. bölümler ise Yeruşalim kilisesine yardım için toplanan bağışı anlatıyor. Derin bir ilahiyattan doğrudan para konusuna iniyor. Ama Pavlus bu konuyu "lütuf" kelimesiyle açıyor(8:1) ve temel olarak yine Mesih'in lütfunu gösteriyor(8:9). Onun için bu ikisi birbirinden ayrı değildi.
Okurken şuna dikkat et
5. bölümü okurken Pavlus'un Tanrı'yla aramızdaki ilişkiyi hangi tabloyla anlattığına dikkat et: "Böylece, Tanrı aracılığımızla çağrıda bulunuyormuş gibi Mesih'in adına elçilik ediyor, O'nun adına yalvarıyoruz: Tanrı'yla barışın"(5:20). Elçi, kendi sözünü söylemeye gitmez; kendisini gönderenin sözünü olduğu gibi iletmeye gider. Asıl şaşırtıcı olan, bu çağrının hangi yönde aktığı. İnsanın kendi çabasıyla Tanrı'ya ulaşıp O'nunla barışmaya çalışması değil bu. Tanrı önce insana sesleniyor ve barışmayı O teklif ediyor.
Pavlus biraz önce şunu söylemişti bile: "Bir kimse Mesih'teyse, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur"(5:17). Dışarıdan biraz düzeltilmiş bir insan değil, Mesih'te yepyeni bir yaratılış demek bu. Ardından 5. bölümün sonunda bunun nasıl mümkün olduğunu açıklıyor: "Tanrı, günahı bilmeyen Mesih'i bizim için günah sunusu yaptı. Öyle ki, Mesih sayesinde Tanrı'nın doğruluğu olalım"(5:21). Burada tek bir cümlede muazzam bir takas gerçekleşiyor: bizim günahımız O'nun üzerine yükleniyor, O'nun doğruluğu bize giydiriliyor.
Okudukça sıkıntıyla sevincin sürekli yan yana durduğunu göreceksin: "Kederliyiz ama her zaman seviniyoruz. Yoksuluz ama birçoklarını zengin ediyoruz. Hiçbir şeyimiz yok ama her şeye sahibiz"(6:10). Dışarıdan görünen durumla içeride olan şey birbirinin tam tersi olarak duruyor. Makedonya kiliseleri anlatılırken de aynı birleşim çıkıyor karşımıza: aşırı yoksulluk içinde coşkun bir sevinçle bağışta bulunmuşlar(8:2).
Bağış konusu açıldığında Pavlus'un neyi öne sürdüğüne de dikkat et. Onların önüne "şu kadar vereceksiniz" diye bir miktar koymuyor. Doğrudan Mesih'i gösteriyor: "Rabbimiz İsa Mesih'in lütfunu bilirsiniz. O'nun yoksulluğuyla siz zengin olasınız diye, zengin olduğu halde sizin uğrunuza yoksul oldu"(8:9). Öyleyse bağışın asıl değeri miktarda değil, yürekte. "Herkes yüreğinde niyet ettiği gibi versin; isteksizce ya da zorlanmış gibi değil. Çünkü Tanrı sevinçle vereni sever"(9:7).
Bir dakika duralım.5. bölümün sonundaki söz, Kutsal Kitap'ın en yoğun cümlelerinden biri: "Tanrı, günahı bilmeyen Mesih'i bizim için günah sunusu yaptı"(5:21). Mesih sonuna dek günahsızdı; ayet zaten O'nu "günahı bilmeyen" diye anıyor. Peki günah sunusu ne demek? Pavlus'un biraz yukarıda kullandığı sözcüklerle söylersek, bu bir soyunma ve giyinme meselesi(5:2-4). Günahımızın bizi çıplak bıraktığı utancı O kendi üzerine aldı ve kendi lekesiz giysisini bize giydirdi. Böylece günahımızın sorumluluğu çarmıhta Mesih'e yüklendi, O'nun doğruluğu da bizim hanemize yazıldı. Burada unutulmaması gereken bir şey var: Tanrı'nın bizim yerimize geçme zorunluluğu yoktu. Bunu seçmesinin kendisi lütuftu. Yani bu ayet bizim iyi insanlar haline geldiğimizi değil, Tanrı'nın önündeki konumumuzun değiştiğini anlatıyor. Elbette konumu değişen kişi bundan sonra değişmeye de başlar. Ama hayatımızdaki o değişim, Tanrı katındaki yerimizin sebebi değil, sonucu. Sıralama tam tersi yani.
Üzerine düşüneceğin sorular
Bu bölümü okurken bu soruların üzerine düşün.
-
Pavlus, Mesih'in sevgisi yüzünden yerinde duramadığını söylüyor(5:14). Bugünlerde seni asıl harekete geçiren şey ne?
-
Tanrı sevinçle vereni sevdiğini söylüyor(9:7). Sen bir şey paylaştığında bu bir zorunluluk duygusundan mı geliyor, yoksa aldığın şeye duyduğun şükrandan mı?
Okuma
Şimdi 2. Korintliler 5-9'u kendi Kutsal Kitabından yavaş yavaş oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.
Felicity