Alçalanı Yücelten, Sınırsızca Bağışlamayı Öğreten O
Bugün okuyacağın bölüm: Matta 18. Kutsal Kitap'ı açmadan önce, bu yazıyla kısaca hazırlan.
Arka plan
Öğrenciler İsa'ya sorar: "Göklerin Egemenliği'nde en büyük kimdir?" (Matta 18:1). İsa cevap vermek yerine küçük bir çocuğu çağırıp aralarına diker. O dönemde çocuklar toplumun en alt sırasındaydı — kendini koruyacak gücü de, öne sürecek bir konumu da olmadan tamamen birine bağımlı yaşayan varlıklardı. İsa, tam da bu yere alçalanın gökler ülkesinde büyük olduğunu söyler. Sonra bu "küçüklerden" birini günaha düşürmenin ne kadar ağır bir şey olduğunu, elini, ayağını, gözünü çıkarıp at diyecek kadar abartılı bir dille uyarır. Ardından kaybolan koyun benzetmesiyle, doksan dokuz koyunu bırakıp yolunu şaşıran tek koyunu arayan çobanın yüreğini gösterir. Tanrı bu küçüklerden birinin bile kaybolmasını istemez.
Sonra İsa, cemaat içinde bir kardeş günah işlediğinde ne yapılması gerektiğini öğretir. Önce o kişiyle baş başa konuş; olmazsa bir iki kişi daha al git; o da olmazsa cemaate söyle (Matta 18:15-17). Amaç cezalandırmak değil, "kardeşi kazanmak"tır. Ve şunu ekler: "Nerede iki ya da üç kişi benim adımla toplanırsa, ben de orada, aralarındayım" (Matta 18:20).
Petrus merak eder: "Kardeşim bana karşı kaç kez günah işlerse onu bağışlamalıyım? Yedi kez mi?" (Matta 18:21). Din bilginlerinin geleneksel ölçüsü üç kezdi, yani Petrus zaten cömert bir öneride bulunmuştu. Ama İsa, "Yedi kez değil, yetmiş kere yedi kez derim sana" der (Matta 18:22). Yani say demiyor, saymayı bırak diyor.
Ve bu sözü açıklayan bir benzetme anlatır. Bir krala on bin talant borcu olan bir köle vardır. Bir talant bir işçinin yirmi yıllık ücretine denk geldiğine göre, on bin talant ömür boyu çalışsa ödenemeyecek, gerçekten hesaplanamaz bir miktardır. Köle yalvarınca kral bütün borcunu bağışlar. Ama bu köle çıkıp, kendisine yüz dinar (birkaç aylık ücret kadar) borcu olan bir arkadaşını bulur, yakasına yapışıp hemen ödemesini ister. Bunu duyan kral onu yeniden çağırıp azarlar ve cezalandırır. İsa şöyle bitirir: "Eğer her biriniz kardeşini gönülden bağışlamazsa, göksel Babam da size öyle davranacaktır" (Matta 18:35).
Okurken şuna dikkat et
Tanrı'nın Egemenliği'nde "büyük olmak"ın ölçüsünün tamamen tersine döndüğüne dikkat et. Konum ya da güç değil, çocuk gibi alçalabilmek ve bağımlı olabilmek büyüklüktür. Bu gözle bakınca, yolunu şaşıran küçük bir kişi bile hiç önemsiz değildir — doksan dokuzunu bırakıp onu aramaya çıkan biri var çünkü.
On bin talant ile yüz dinar arasındaki farkı aklında tutarak oku. Biri asla ödenemeyecek bir borç, öteki birkaç ayda kapanacak küçük bir borç. Tanrı'dan aldığın bağışlanma ile başkasına vermen gereken bağışlanma arasındaki mesafenin tam olarak bu kadar olduğunu göreceksin.
Bir dakika duralım.
Bu benzetmede gözden kaçırmaman gereken bir sıra var — köle önce bağışlanıyor, ancak ondan sonra arkadaşını bağışlama yerine geliyor. Bağışlamak, çabalayarak hak ettiğimiz bir şey değil, zaten aldığımız bir şeye verdiğimiz karşılıktır. Pek çok insan bağışlamayı bir terazi gibi düşünür — kişi yeterince pişman olup yeterince bedel öderse bağışlanmayı hak eder diye. Ama bu benzetmedeki kral öyle yapmıyor. Kölenin bu borcu asla ödeyemeyeceğini bile bile, yalnızca ona acıyıp bütün borcunu siliyor. Tanrı'nın bağışlaması da böyledir — ödeyerek kazandığımız bir şey değil, karşılıksız aldığımız bir armağandır. Bu yüzden biz başka birini bağışlarken de önce "bunu hak ediyor mu?" diye tartmak yerine, kendimizin aldığı o bağışlanmayı hatırlamalıyız.
Aklında taşıyacağın sorular
Bölümü okurken bu soruları yüreğinde taşı.
-
Konum ya da takdir edilme yerine, çocuk gibi alçalmayı ve bağımlı olmayı seçmenin zor geldiği bir an oldu mu?
-
Tanrı'dan aldığın bağışlanmayı (on bin talant) ve birine veremediğin bağışlanmayı (yüz dinar) yan yana koysan, ne görürsün?
Okuma
Şimdi Matta 18 bölümünü kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.
Felicity