Dünyanın kuruluşundan beri hazırlanan egemenliğe davet eden Kral
Bugün okuyacağın bölüm: Matta 25. Kutsal Kitap'ı açmadan önce, bu yazıyla kısaca hazırlan.
Arka plan
Dün Matta 24'te İsa, "O günü ve o saati kimse bilmez" demişti. Bugün 25. bölüm, bu sözün ardından gelen doğal soruya yanıt veriyor: "Günü bilmiyorsak, o zamana kadar nasıl yaşamalıyız?" İsa bu soruya üç hikâye üzerinden yanıt veriyor.
Birincisi, on kızın hikâyesidir (Matta 25:1-13). Güveyi bekleyen on kızdan beşi kandillerini yakıt alarak hazırlamıştı, beşinin ise yalnızca kandili vardı. Güvey beklenenden geç gelince yakıtı olmayanlar satın almaya gitti; döndüklerinde kapı kapalıydı. İsa'nın bu hikâyeyle söylemek istediği şudur: Ruhsal hazırlık, son anda başkasından ödünç alınamaz ya da satın alınamaz — bu hazırlık şimdiden, kendi içimizde olmalıdır.
İkincisi, talantlar benzetmesidir (Matta 25:14-30). Efendi, yola çıkarken kölelerinin her birine kapasitesine göre büyük bir para bırakır: beş talant, iki talant, bir talant. İlk iki köle bunu değerlendirerek efendinin sevincine ortak oldu. Bir talant alan köle farklı davrandı: toprağa gömdü. Neden? Dönen efendiye söylediği söz ipucu veriyor: "Senin sert bir adam olduğunu biliyordum" dedi (Matta 25:24). Efendiyi sert ve baskıcı biri olarak yanlış anlamıştı. Bu yanlış anlayış korkuya yol açtı; korkunun sonu ise gömmek oldu.
Üçüncüsü bu bölümün doruk noktasıdır (Matta 25:31-46). İnsanoğlu yüce tahtına oturarak bütün ulusları ayırır — çoban koyunları keçilerden ayırdığı gibi. Ama bu tabloda asıl ağırlıklı olan yargının kendisi değildir. Kralın sağ taraftakilere söylediği ilk sözdür: "Sizler, Babam'ın kutsadıkları, gelin! Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın!" (Matta 25:34). Bu davet, davranışların toplamından oluşmamıştı; dünya kurulmadan önce zaten hazırdı.
Okurken şuna dikkat et
Üç benzetmenin aslında tek bir soruya farklı açılardan yanıt verdiğini fark et: "O günü bilmeden nasıl yaşamalıyız?" — ruhsal olarak uyanık kalmak (kızlar), emanet edilene sadık olmak (talantlar), en basit kişiye hizmet etmek (koyunlar ve keçiler). Her biri farklı bir açıdan aynı yönü gösteriyor.
Talantlar benzetmesinde bir şeye özellikle dikkat et: iki sadık kölenin ödüllendirilmesi, sonucun büyüklüğüne bağlı değildi. Beş talant kazanan da iki talant kazanan da efendiden aynı sözü duydu: "Aferin, iyi ve güvenilir köle!" (Matta 25:21, 23). Efendi, aldıklarına oranla gösterdikleri sadakati gördü; son sayıları karşılaştırmadı. Üçüncü kölenin başarısızlığı ise tembellikten değil, efendisini yanlış anlamasından geldi. Tanrı'ya nasıl baktığımız, O'nun emanetlerini nasıl kullandığımızı belirler.
Bir dakika duralım.İslam'da da hesap günü vardır. O gün amellerin terazide tartılacağı öğretisi sana tanıdık gelecektir. Bugün Matta 25 de hesap gününü anlatıyor. Ama Kral'ın sağ taraftakilere söylediği ilk söze bak: "Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın!" (Matta 25:34). Miras, puan toplayarak elde edilmez; ilişkiyle gelir. Kral en başta bir davetiye çıkarıyor — ve o davetiye çoktan hazır. Sağ taraftakilerin en basit kişiye hizmet etmesi de hesaplı bir çaba değildi: onlar da "Ya Rab, seni ne zaman aç görüp doyurduk, susuz görüp su verdik?" diye sormak zorunda kaldı (Matta 25:37). O yaşam, değişmiş bir yürekten doğal olarak akan bir meyveydi.
Aklında taşıyacağın sorular
Bölümü okurken şu soruları aklında taşı.
-
Talantını gömen köle, efendisini "sert bir adam" olarak yanlış anladığı için korktu. Tanrı'ya ilişkin kendi zihnindeki resim nasıl? Şu an sana emanet edileni sadakatle kullanmıyorsan, bunun ardında Tanrı hakkındaki yanlış bir anlayış mı yatıyor?
-
"Bu en basit kardeşlerimden biri için yaptığınızı, benim için yapmış oldunuz" diyor İsa (Matta 25:40). Bugün hayatında "en basit" diyebileceğin kişi kim?
Okuma
Şimdi Matta 25'i kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.
Felicity