İman gerçekse, yaşam konuşur
Bugün okuyacağın bölüm: Yakup 1-5. Kutsal Kitap'ı açmadan önce, bu yazıyla kısaca hazırlan.
Arka plan
Bugün Elçilerin İşleri'ne bir ara verip farklı bir mektuba geçiyoruz. Yeni Antlaşma'nın en erken yazılan kitaplarından biri: Yakup mektubu. Yazarı Yakup, İsa'nın öz kardeşidir. İncil'i hatırla — İsa'nın kardeşleri bir dönem O'na inanmıyordu (Yu. 7:5). Oysa bu mektup şöyle başlıyor: "Tanrı'nın ve Rab İsa Mesih'in kulu ben Yakup" (Yak. 1:1). Ağabeyi İsa'ya inanmayan kardeş, dirilen Rab'bi gördükten sonra O'nun kulu olmuş. Yeruşalim kilisesinin temel direklerinden biri oldu ve ilerleyen yıllarda şehit edildi.
Alıcılar "dağılmış olan on iki oymak"tır — İstefanos'un şehit edilmesinin ardından zulümden kaçarak Yeruşalim'i terk eden Yahudi inanlılar. Son birkaç günde Elçilerin İşleri'nde okuduğumuz o kişiler. Yurtlarını kaybetmiş, yabancı diyarlarda maddi zorluk çeken ve dışlanan bu inananlara Yakup çok somut bir mektup yazıyor: denemelere nasıl dayanalım, dilimizi nasıl tutalım, yoksul kardeşe nasıl davranalım. Yakup mektubunun Dağdaki Vaaz'a bu kadar benzemesi anlaşılır — ağabeyinin öğretişini bizzat dinleyerek büyümüş biri. "Çeşitli denemelerle yüz yüze geldiğinizde bunu büyük sevinçle karşılayın" (Yak. 1:2) ile "Benim yüzümden insanlar size sövüp zulmettikleri zaman ne mutlu size! Sevinin, sevinçle coşun!" (Mat. 5:11-12); "sözün uygulayıcıları da olun" (Yak. 1:22) ise evini kaya üzerine kuran adam benzetmesiyle (Mat. 7:24) aynı şeyi söylüyor.
Bu mektubun en tanınmış ve en çok yanlış anlaşılan ayeti 2. bölümdedir: "Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır" (Yak. 2:24). Pavlus'un daha sonra Roma'dan yazacağı "insanın, Yasa'nın gereklerini yaparak değil, iman ederek aklandığı kanısındayız" (Rom. 3:28) ile çelişiyormuş gibi gelir. Ama iki kişi farklı sorulara cevap veriyor. Pavlus'un muhatapları "kurtuluş için yasayı tutmak gerekir" diyenlerdi; Yakup'un muhatapları ise "inanıyorum demek yeter" diyenlerdi. Yakup'un kastettiği "aklanma", Tanrı huzurunda beraat kararı almak değil — o imanın gerçek olduğunu ortaya koymak. İbrahim'in İshak'ı sunması da kurtulmak için değildi; zaten var olan imanın gerçek olduğunun kanıtıydı. Kurtuluş yalnızca imanla gelir. Ama gerçekten kurtaran iman hiçbir zaman tek başına kalmaz, mutlaka yaşama yansır. Kök sağlamsa meyve de eksik olmaz.
Bunu bilerek okuyunca Yakup'un sözleri farklı duyulur. Dili dizginle, ayrım yapma, zenginlere uyarılar — bunların hiçbiri kurtulmak için yapılacaklar listesi değil. Tanrı'nın "kendi isteği uyarınca, gerçeğin bildirisiyle yaşama kavuşturduğu" kişinin (Yak. 1:18) hayatının nasıl göründüğünü anlatan bir resim.
Okurken şuna dikkat et
1. bölümde Yakup'un önce üç konu açtığını göreceksin: deneme, hikmet, zenginlik ve yoksulluk. 2. bölümden 5. bölüme kadar bu konuların her biri tek tek, daha derinlemesine ele alınıyor. Özellikle 1:5'e dikkat et: "İçinizden birinin bilgelikte eksiği varsa, herkese cömertçe, azarlamadan veren Tanrı'dan istesin; kendisine verilecektir." Tanrı'nın her zaman "evet" dediği bir dua var — bu ayet o sözdür.
2:24'e gelince bir an dur ve yukarıda paylaştığımız arka planı hatırla. 3. bölümdeki dil konusunu okurken, bu mektubu yazan Yakup'un bir zamanlar ağabeyine inanmayan biri olduğunu da aklında tut. Söz gümüşse sükut altındır derler — ama Yakup biliyor ki asıl mesele yürek. Yürek değişince söz de değişir. Bunu kendi hayatından öğrenmiş biri yazmış bunları.
Bir dakika duralım.İslam geleneğinde kıyamet günü iyi ve kötü amellerin bir terazide tartılacağı öğretilir. Bu anlayışta iman olsa bile amellerin o teraziye çıkması gerekiyor. Ama Yakup Tanrı'yı bambaşka biri olarak tanıtıyor: "O, yarattıklarının bir anlamda ilk meyveleri olmamız için bizleri kendi isteği uyarınca, gerçeğin bildirisiyle yaşama kavuşturdu" (Yak. 1:18). Yaşama kavuşturmak — bizim biriktirip kazandığımız bir şey değil, Tanrı'nın önce adım atıp başlattığı bir iş. Sağlıklı bir ağacın meyve vermesi gibi, Tanrı'nın yaşama kavuşturduğu insan da hayatında kendini gösterir.
4-5. bölümlerde Yakup dikkatini hayatımızın başka alanlarına çeviriyor. Dil konusu bittikten sonra çatışmaların ve kıskançlığın köküne iniyor: Neden elimizdekiyle doyamıyoruz, istediğimizi elde etsek de sevinci çabuk kaçıyor (Yak. 4:1-3)? 5. bölümde zenginlik ve yoksulluk karşısında nasıl duralım, sıkıntıda nasıl dua edelim soruları var. İlyas'ın örnek gösterilmesi dikkat çekici: "İlyas da tıpkı bizim gibi insandı" (Yak. 5:17) — özel biri değil, bizden farklı olmayan birinin duası göğü açtı.
Aklında taşıyacağın sorular
Bölümü okurken şu soruları aklında taşı.
-
Yakup "Tanrı sözünü yalnız duymakla kalmayın, sözün uygulayıcıları da olun. Yoksa kendinizi aldatmış olursunuz" (Yak. 1:22) diyor. Bildiğin hâlde yapmadığın bir şey var mı?
-
İmanını hiç tanımayan biri bir hafta boyunca hayatını izlese, hayatında ne görürdü?
Okuma
Şimdi Yakup 1-5. bölümü kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.
Felicity