Gönderen Tanrı, yücelik de O'na ait
Bugün okuyacağın bölüm: Elçilerin İşleri 13-14. Kutsal Kitap'ı açmadan önce, bu yazıyla kısaca hazırlan.
Arka plan
Antakya kilisesinde farklı geçmişlere sahip önderler vardı. Hirodes'in sarayında birlikte büyümüş Menahem, bir zamanlar Mesih inanlılarını zulmeden Saul — ikisi birlikte ibadet edip oruç tutuyorlardı(Elç. 13:1). Müjde böyle bir topluluk yarattı — acıları ve geçmişleri aşıp yalnızca tek Rab'bin önünde bir araya gelen insanlar. Kutsal Ruh o ibadet sırasında söz aldı: "Barnaba'yla Saul'u, kendilerini çağırmış olduğum görev için bana ayırın"(Elç. 13:2). Kilise dua edip ellerini onların üzerine koydu ve ikisini yolcu etti.
Kıbrıs'a uğrayıp Anadolu'ya geçen iki kişi, Pisidya sınırındaki Antakya'nın havrasına girdiler. Şabat ibadeti sonrası "verecek bir öğüdünüz varsa buyurun" daveti üzerine Pavlus söz aldı. İsrail tarihini adım adım anlattıktan sonra İsa'nın ölümünü ve dirilişini ilan etti; vaazın doruğunda şöyle dedi: "Şöyle ki, iman eden herkes, Musa'nın Yasası'yla aklanamadığınız her suçtan O'nun aracılığıyla aklanır"(Elç. 13:39). Yasanın gerçekleştiremediği şey — yani Tanrı katında aklanmak — İsa Mesih'e iman yoluyla mümkün oluyordu işte. Bir sonraki Şabat'ta kentin neredeyse tamamı toplandı. Yahudiler karşı çıkınca Pavlus şunu ilan etti: "Tanrı'nın sözünü ilk önce size bildirmemiz gerekiyordu. Siz onu reddettiğinize ve kendinizi sonsuz yaşama layık görmediğinize göre, biz şimdi öteki uluslara gidiyoruz"(Elç. 13:46).
Konya'da Yahudiler ve öteki uluslardan pek çok kişi iman etti; ama karşıtlık da güçlüydü. Pavlus'la Barnaba kendilerini taşa tutmak için düzen kurulduğunu öğrenince şehri terk edip Listra'ya geçtiler(Elç. 14:6). Orada Pavlus, doğuştan kötürüm olan bir adamın Müjde'yi dinlediğini gördü ve yüksek sesle ona seslendi: "Kalk, ayaklarının üzerinde dur!"(Elç. 14:10). Adam yerinden fırlayıp yürümeye başladı. Bunu gören halk Likaonya dilinde haykırdı: "Tanrılar insan kılığına girip yanımıza inmiş!" Barnaba'ya Zeus, Pavlus'a Hermes adını taktılar ve kurban sunmaya hazırlandılar. Bu bölgede çok eskiden iki tanrının insan kılığında geldiğine fakat kimsenin onları tanımadığına dair bir efsane vardı; aynı hatayı tekrarlamamak istiyorlardı. İkisi giysilerini yırtıp kalabalığın içine daldılar ve bağırdılar: "Biz de sizin gibi insanız, aynı yaradılışa sahibiz. Size müjde getiriyoruz. Sizi bu boş şeylerden vazgeçmeye, yeri, göğü, denizi ve bunların içindekilerin hepsini yaratan, yaşayan Tanrı'ya dönmeye çağırıyoruz"(Elç. 14:15). Güçlükle de olsa kurbanı önlediler. Ama önceki şehirlerden gelen bazı Yahudiler halkı kışkırtınca Pavlus taşlandı ve şehrin dışına sürüklendi(Elç. 14:19).
Pavlus ayağa kalkıp yeniden şehre döndü. Ertesi gün Barnaba'yla birlikte Derbe'ye gitti; orada çok sayıda öğrenci edindikten sonra hayatlarının tehlikeye girdiği Listra'ya, Konya'ya ve Pisidya'daki Antakya'ya geri döndü. Öç almak için değil — öğrencileri ruhça pekiştirmek ve her kilisede ihtiyarlar seçmek için(Elç. 14:21-23). Ardından görevin başladığı Antakya'ya dönerek inanlılar topluluğunu bir araya getirdiler ve şunu anlattılar: Tanrı'nın kendileri aracılığıyla neler yaptığını ve öteki uluslara iman kapısını nasıl açtığını(Elç. 14:27).
Okurken şuna dikkat et
13. bölümü okurken 39. ayete özellikle yavaş bak: "İman eden herkes, Musa'nın Yasası'yla aklanamadığınız her suçtan O'nun aracılığıyla aklanır." Aklanmak — Tanrı katında suçsuz ilan edilmek — Yasa'nın gerekleriyle değil, yalnızca imanla gerçekleşiyor demektir. Elçilerin İşleri'nde aklanmayı bu kadar doğrudan ilan eden vaaz yalnızca Pavlus'unkidir.
Listra olayını okurken bu akışı izle. Bir mucize oldu. Ama halk Tanrı'ya şükretmek yerine kendi bildikleri tanrıların adlarını seslendirdi. Pavlus'la Barnaba tam o anda kalabalığın içine daldılar — "Yaşayan Tanrı'ya dönün." Elç. 14:16-17'ye bakınca o Tanrı'nın geçmişte de yağmur yağdırıp ürünler verip kendini tanıtmış olduğunu görürüz. Her bereket daha o zamandan Tanrı'nın imzasını taşıyordu.
Bir dakika duralım.Listra halkı mucizeyi görür görmez onu kendi kültürlerinin diliyle, bildikleri tanrıların adlarıyla yorumladı. Anlaşılır bir şey — hepimiz yeni olanı kendi dünyamızın çerçevesinden okuruz. Ama Pavlus'la Barnaba tam da bu yorumun önüne geçtiler. Mucize Zeus'la Hermes hikâyesine karışıp gitseydi, bu insanlar yalnızca bir tanrı daha edinmiş olacaktı. Müjde, mevcut inanç anlayışına İsa'yı bir ilah daha olarak katmak değildir. "Yaşayan Tanrı'ya dönün" — bu, şimdiye dek tapındığın şeylerden vazgeçmeyi gerektirir. İsa'yı büyük bir öğretmen ya da mucize yapan biri olarak görüyorsan, Pavlus'la Barnaba'nın o sesi henüz sana ulaşmamış demektir.
Aklında taşıyacağın sorular
Bölümü okurken bu soruları aklında taşı.
-
Pavlus'la Barnaba hayatlarını tehlikeye atan şehirlere geri döndüler ve öğrencileri pekiştirdiler. Onlara şunu söylediler: "Tanrı'nın Egemenliği'ne, birçok sıkıntıdan geçerek girmemiz gerekir"(Elç. 14:22). Şu an kaçmak istediğin bir yer var mı?
-
Listra halkı mucizeyi kendi kalıplarıyla yorumladı. Sen İsa'yı nasıl anlıyorsun? Kendi kültürel ya da dinî arka planın O'nunla gerçekten yüz yüze gelmeni engelliyor mu?
Okuma
Şimdi Elçilerin İşleri 13-14. bölümlerini kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.
Felicity