← Mektuplar planı
42 günlük yolculuk · 4. günElçilerin İşleri 9-1010 dk

Zulmediciden elçi, duvardan kapı

Bugün okuyacağın bölüm: Elçilerin İşleri 9-10. Kutsal Kitap'ı açmadan önce, bu yazıyla kısaca hazırlan.

Arka plan

Saul, Yeruşalim'de İsa'ya inananları tutuklamakla görevlendirilmişti. Daha da ileri gidip inanlıları yakalamak için başkâhinden yetki belgesi alarak Şam'a doğru yola çıktı. Ama tam o yolda beklenmedik bir şey oldu. Gökten gelen bir ışık onu sardı ve Saul yere yıkıldı; bir ses işitti. "Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?" (Elç. 9:4). Saul sordu: "Ey Efendim, sen kimsin?" Yanıt geldi: "Ben senin zulmettiğin İsa'yım."

Saul gözleri görmez hâlde, başkalarının elinden tutularak Şam'a girdi. Tanrı, o kentte yaşayan imanlı Hananya'ya Saul'u bulup dua etmesini söyledi. Hananya tereddüt etti; Saul'un Yeruşalim'de imanlılara ne kadar zarar verdiğini duymuştu. Ama Tanrı şöyle dedi: "Bu adam, benim adımı öteki uluslara, krallara ve İsrailoğulları'na duyurmak üzere seçilmiş bir aracımdır" (Elç. 9:15). Hananya itaat etti; Saul yeniden görmeye başladı, Kutsal Ruh'la doldu ve vaftiz oldu. Ardından hiç vakit kaybetmeden havralarda İsa'nın Tanrı'nın Oğlu olduğunu duyurmaya başladı.

Yeruşalim kilisesi Saul'a güvenmiyordu. Yalnızca Barnaba onu yanına alıp elçilere tanıttı. Durum tehlikeli bir hal alınca elçiler Saul'u memleketi Tarsus'a gönderdiler. 9. bölümün sonunda kısa ama ağır bir cümle var: "Bütün Yahudiye, Celile ve Samiriye'deki inanlılar topluluğu esenliğe kavuştu. Gelişen ve Rab korkusu içinde yaşayan topluluk Kutsal Ruh'un yardımıyla sayıca büyüyordu" (Elç. 9:31). Baskı ve çalkantı içinde bile kilise, Kutsal Ruh'un yardımıyla sessiz sedasız büyüyordu.

10. bölümde yer değişiyor. Sezariye'de Kornelius adında bir Roma yüzbaşısı vardı. Dindar bir adamdı; hem kendisi hem ev halkı Tanrı'dan korkardı, çokça bağışta bulunur, sürekli dua ederdi. Bir melek ona Petrus'u çağırmasını söyledi. Öte yandan Petrus dua ederken bir görüm gördü. Gökten her türlü hayvanla dolu büyük bir çarşaf indi ve bir ses dedi: "Kes ve ye." Petrus reddetince ses şöyle yanıt verdi: "Tanrı'nın temiz kıldıklarına sen bayağı deme" (Elç. 10:15). Bu üç kez tekrarlandı.

Kornelius'un evine varan Petrus şunu ilan etti: "Tanrı'nın insanlar arasında ayrım yapmadığını, ama kendisinden korkan ve doğru olanı yapan kişiyi, ulusuna bakmaksızın kabul ettiğini gerçekten anlıyorum" (Elç. 10:34-35). Petrus konuşurken Kutsal Ruh oradaki bütün uluslardan olanların üzerine indi. Birlikte gelen Yahudi imanlılar şaşıp kaldı. Pentekost'ta üzerlerine inen Kutsal Ruh'un aynısı, sünnet olmamış uluslardan olanlara da inmişti. Petrus dedi: "Bunlar, tıpkı bizim gibi Kutsal Ruh'u almışlar. Suyla vaftiz olmalarına kim engel olabilir?" (Elç. 10:47). Kornelius ve ev halkının tümü vaftiz oldu.

Okurken şuna dikkat et

9. bölümdeki Şam yoluna dikkat et. İsa, Saul'a "Neden bana zulmediyorsun?" diye sordu. Saul insanları zulmediyordu; ama İsa "bana" dedi. Bu tek cümle, Pavlus'un sonradan "kilise Mesih'in bedenidir, Mesih de başı" diyeceği şeyin başlangıç noktasıdır (1Ko. 12; Ef. 4-5). Bir uzuv acı çektiğinde baş da hisseder. İsa, zulüm gören kendi halkıyla öyle bir bütündü.

10. bölümdeki görüm yemek konusuyla başlar ama asıl mesele başkadır. Bu söz üç kez tekrarlandı; çünkü Petrus'a iyice işlenmesi gereken bir şey vardı: Uluslardan olan Kornelius artık 'bayağı' biri değildi. Petrus o eve girip "Tanrı insanlar arasında ayrım yapmıyor" diye ilan ettiğinde, bu kitapta kalan bir bilgi değil, kendi hayatında az önce gerçekleşen bir ikrardı.

Bir dakika duralım.

Bu görümün özü şudur: 'Temizlik'in ölçütü değişti. Yahudi geleneğinde temizlik, ne yendiğine, neye dokunulduğuna, kimlerle düşüp kalktığına göre belirlenirdi. Töresel temizlik, Tanrı'nın huzuruna çıkabilmenin şartıydı. Bu, İslam'daki temizlik anlayışıyla benzer bir yapıdır — ne yendiği, neye dokunulduğu, kiminle bulunulduğu, Tanrı ile ilişkiyi belirler diye düşünülür. Oysa Tanrı bu görümde yeni bir ilan yapar. Artık temizliğin ölçütü dışsal törenler değil, İsa Mesih aracılığıyla günahların bağışlanmasıdır (Elç. 10:43). Kornelius'un evine inen Kutsal Ruh, Tanrı'nın bu ilana bizzat mühür vurmasıydı.

Aklında taşıyacağın sorular

  1. Saul, dışarıdan bakıldığında Tanrı'nın işine yaramayacak biri gibi görünüyordu. Şu an, içinde "bu kişi asla olmaz" diye vazgeçtiğin biri var mı? Saul'un hikâyesine bakınca aklından ne geçiyor?

  2. Petrus için öteki uluslardan birine gitmek düşünülemez bir şeydi. Şu an, içinde "o kişi değil, o yer değil" diyerek çizdiğin bir sınır var mı?

Okuma

Şimdi Elçilerin İşleri 9-10. bölümlerini kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.