Karşılıksız Bol Bol Veren, Reddedilip Köşe Taşı Olan O
Bugün okuyacağın bölüm: Matta 20-21. Kutsal Kitap'ı açmadan önce, bu yazıyla kısaca hazırlan.
Arka plan
İsa, Göklerin Egemenliği'ni bir bağ sahibine benzetir. Sahip sabah erkenden, saat dokuzda, öğleyin, saat üçte, hatta saat beşte bile dışarı çıkıp boş duran adamları bulup bağına gönderir. Akşam olunca ücretlerini öder — sonuncudan başlayarak ilkine kadar, hepsine birer dinar. Sabahtan çalışanlar buna itiraz edince sahip yanıtlar: "Arkadaş, sana haksızlık etmiyorum ki!... Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?" (Matta 20:13-15). Ve şöyle bağlar: "İşte böylece sonuncular birinci, birinciler de sonuncu olacak" (Matta 20:16).
Bu sırada Zebedi oğullarının annesi gelip oğullarını İsa'nın egemenliğinde sağında ve solunda oturtmasını ister. İsa bunun kendi elinde olmadığını, aksine hizmet edenin büyük olduğunu yine hatırlatır (Matta 20:20-28). Yeruşalim'e giden yolda, Eriha'da iki kör "Ya Rab, ey Davut Oğlu, halimize acı!" diye bağırır, İsa onların gözlerine dokunur (Matta 20:29-34).
Sonunda Yeruşalim'e yaklaşınca İsa öğrencilerine bir dişi eşekle sıpasını getirmelerini söyler, üzerine biner ve kente girer. Bu, "Siyon kızına deyin ki, 'İşte, alçakgönüllü Kralın, Eşeğe, evet sıpaya, Eşek yavrusuna binmiş Sana geliyor'" (Matta 21:5) diyen peygamberlik sözünün yerine gelmesidir. Kalabalık giysilerini ve kestiği dalları yola serer, bağırır: "Davut Oğlu'na hozana! Rab'bin adıyla gelene övgüler olsun, En yücelerde hozana!" (Matta 21:9). Bir kralın girişiydi bu — ama savaş atı değil, eşek üzerinde.
Tapınağa giren İsa alıcı ve satıcıları dışarı kovar: "'Evime dua evi denecek' diye yazılmıştır. Ama siz onu haydut inine çevirdiniz!" (Matta 21:13). Ertesi sabah, yol kenarındaki bir incir ağacında yapraktan başka bir şey bulamayınca İsa, "Artık sonsuza dek sende meyve yetişmesin!" der; ağaç o anda kurur (Matta 21:19). Başkâhinler ve halkın ileri gelenleri O'na hangi yetkiyle bunları yaptığını sorunca, İsa onlara Vaftizci Yahya'nın yetkisinin nereden geldiğini sorar — onları ne yanıt verebilecekleri ne de karşı çıkabilecekleri bir yere sıkıştırır.
Ardından iki oğul benzetmesini (gerçek itaatin ne olduğunu) ve bağcılar benzetmesini anlatır. Bağcılar, sahibin ürününü almak için gönderdiği köleleri döver, öldürür; sonunda sahibin oğlunu bile öldürürler. İsa, Kutsal Yazılar'dan alıntılayarak bitirir: "Yapıcıların reddettiği taş, İşte köşenin baş taşı oldu" (Matta 21:42). Başkâhinler ve Ferisiler bu benzetmenin kendileri için anlatıldığını fark eder, İsa'yı tutuklamak isterler ama halkın tepkisinden korkarlar.
Okurken şuna dikkat et
Bağ sahibinin, itiraz eden işçiye verdiği yanıta dikkat et. Sahip kimseye haksızlık etmemiştir — söz verdiğini tam olarak vermiştir. Sorun hesap değil, kıyaslamaydı. Sabahtan çalışanlar aldıklarına şükretmek yerine başkasıyla kendilerini kıyaslayınca, o cömertliği gözden kaçırdılar.
Bir dakika duralım. Haksız gibi görünen bu benzetme aslında müjdenin özünü taşıyor. Göklerin Egemenliği "ne kadar uzun, ne kadar sıkı çalıştın" diye ödül veren bir yer değil. Bütün gün çalışan da, son bir saat çalışan da aynı bir dinarı alır. Neden? Çünkü hiç kimse o bedeli baştan kendi gücüyle kazanamaz. Ömür boyu iman etmiş biri de, hayatının son anında Tanrı'ya dönen biri de aynı lütfu, aynı egemenliği alır. Bu haksız geliyorsa, belki de lütfu bir hak etme meselesi sanıyoruzdur. Tanrı önünde hiç kimse "bu kadar yaptım, hakkım var" diyemez. Aldığımız her şey armağandır.
Eşek üzerinde Yeruşalim'e giren İsa'nın nasıl bir kral olmayı seçtiğine dikkat et. Halk, Roma'yı kovacak bir fatih beklerken sevinçle bağırıyordu; ama İsa savaş atı değil, yük taşıyan bir hayvanın yavrusunu seçiyor. Güçle değil alçakgönüllülükle kurulan bir egemenlik olduğunu, Yeruşalim'e attığı ilk adımdan itibaren gösteriyor.
Tapınağı temizlemesini, incir ağacını lanetlemesini, önderlerin sorusuna soruyla karşılık vermesini ve son olarak kendini "reddedilen taş" olarak tanıtmasını bir bütün olarak oku. Görünüşte gösterişli ama içi meyvesiz bir din, gerçek ibadeti ticarete çeviren bir tapınak — İsa bunların hepsine yargı ilan ediyor. Ve son benzetmede o yargının tam ortasında kendini bulur. Yapıcıların işe yaramaz diye attığı taş, aslında Tanrı'nın bütün yapıyı üzerine kurduğu köşe taşıymış. Birkaç gün sonra çarmıhta olacakları, İsa çoktan biliyordu.
Aklında taşıyacağın sorular
Bölümü okurken şu soruları aklında taşı.
-
Bağdaki işçiler gibi, Tanrı'nın başka birine gösterdiği lütfu görüp "Ben daha uzun, daha sıkı çalıştım" diyerek haksızlığa uğradığını hissettiğin oldu mu?
-
İsa fatih değil, alçakgönüllü bir kral olarak geldi. Tanrı'dan beklediğin ile O'nun sana gerçekte gösterdiği arasında bir fark var mı?
Okuma
Şimdi Matta 20-21 bölümünü kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.
Felicity