← Dört Müjde planı
46 günlük yolculuk · 15. günMarkos 4-510 dk

Fırtınayı Dindiren, Ölüyü Dirilten O

Bugün okuyacağın bölüm: Markos 4 ve 5. Kutsal Kitap'ı açmadan önce, bu yazıyla kısaca hazırlan.

Arka plan

Markos, dört İncil'in en kısası ama en hızlısıdır. "Hemen", "derhal" gibi sözcükler tekrar tekrar karşına çıkar ve olaylar durmadan birbirini izler. Markos'un okuyucuya sürekli sordurduğu soru tek bir sorudur — "Bu adam kim?" 4. ve 5. bölüm, bu soruyu eylemlerle yanıtlar.

4. bölüm, İsa'nın Celile Gölü kıyısında benzetmelerle öğretmesiyle başlıyor. Ekinci benzetmesi, kandil benzetmesi ve yalnızca Markos'ta yer alan "kendi kendine büyüyen tohum" benzetmesi arka arkaya geliyor. "Gece olur, uyur; gündüz olur, kalkar. Kendisi nasıl olduğunu bilmez ama, tohum filizlenir, gelişir." (Markos 4:27) Tanrı'nın Egemenliği, insan kavramasından önce, uyku sırasında bile büyür. Hardal tanesi benzetmesi de (Markos 4:30-32) aynı yönü gösterir — en küçük tohum, kuşların barınabileceği bir ağaç olur.

O gün akşam olunca İsa, "Karşı yakaya geçelim" dedi. Büyük bir fırtına koptu; dalgalar tekneye öyle bindirdi ki, tekne neredeyse suyla dolmuştu. Tecrübeli balıkçılar olan öğrenciler bile can korkusuyla İsa'yı uyandırdı: "Öğretmenimiz, öleceğiz! Hiç aldırmıyor musun?" (Markos 4:38) İsa kalkıp rüzgarı azarladı, göle, "Sus, sakin ol!" dedi (Markos 4:39). Rüzgar dindi, ortalık sütliman oldu. Öğrenciler büyük bir korku içinde birbirlerine sordular: "Bu adam kim ki, rüzgar da göl de O'nun sözünü dinliyor?" (Markos 4:41) Bu soru 5. bölümün tamamında yankılanır.

Karşı yakaya, Gerasalılar'ın memleketine varır varmaz mezarlıktan bir adam İsa'ya koştu. Kimsenin zincirle bile zapt edemediği bu adamın içindeki kötü ruhlar "Tümen" adını taşıyordu — sayıları çok olduğu için (Markos 5:9). Ama İsa'nın önünde bu ruhlar boyun eğdiler ve yalvardılar. Adam iyileşince köylüler aklı başına gelmiş, giyinmiş hâlde oturan adamı görüp korktular ve İsa'dan bölgeden ayrılmasını istediler — yaklaşık iki bin domuzdan oluşan sürü dik yamaçtan aşağı koşuşarak göle atlayıp boğulmuştu (Markos 5:13). Mucizeye tanık olmalarına rağmen ekonomik kaybın korkusuyla İsa'yı geri gönderdiler.

Celile'ye dönen İsa'yı havra yöneticisi Yair karşıladı; can çekişen kızı için ayaklarına kapandı. İsa o evin yolunda ilerlerken, on iki yıldır kanaması olan bir kadın kalabalığın içinden İsa'nın giysisine dokundu (Markos 5:27). Yasa uyarınca böyle bir durumda başkalarıyla temas yasaktı; bu kadının İsa'ya yaklaşması büyük bir cesaret gerektiriyordu. İsa onu kalabalığın içinde arayıp buldu ve "Kızım" dedi: "Kızım, imanın seni kurtardı. Esenlikle git. Acıların son bulsun." (Markos 5:34) Tam o sırada Yair'in evinden haber geldi — kız öldü. İsa Yair'e şöyle dedi: "Korkma, yalnız iman et!" (Markos 5:36) İsa çocuğun elini tutup şöyle dedi: "Talita kumi!" — "Kızım, sana söylüyorum, kalk" demekti (Markos 5:41). On iki yaşındaki kız hemen ayağa kalktı ve yürümeye başladı.

Okurken şuna dikkat et

4. bölümdeki benzetmeler ile 5. bölümdeki mucizeler arasındaki bağlantıya dikkat et. Tohum gibi sessizce büyüyen Egemenlik (4. bölüm), İsa'nın bir sözüyle fırtınanın dindiği, kötü ruhların kovulduğu, on iki yıllık hastalığın iyileştiği ve ölü bir çocuğun ayağa kalktığı somut bir gerçeklik olarak görünür hale gelir. Benzetme gözler önünde gerçek olur.

Bir dakika duralım.

Bugünkü bölümde İsa dört ayrı alanda yetki kullanıyor — doğa (fırtına), kötü ruhlar, hastalık ve ölüm. Peygamberler de Tanrı'nın gücüyle mucizeler yapmıştır. Ama İlyas bir çocuğu diriltirken RAB'be dua etti: "Ya RAB Tanrım, bu çocuğa yeniden can ver" (1. Krallar 17:21). Elişa ise kapıyı kapayıp RAB'be yalvarmaya başladı (2. Krallar 4:33). İsa farklı davrandı — dua ya da ritüel olmaksızın kendi sözüyle emretti. "Sus, sakin ol!" (Markos 4:39). "Talita kumi!" (Markos 5:41). Öğrencilerin "Bu adam kim ki, rüzgar da göl de O'nun sözünü dinliyor?" diye sorması anlaşılır (Markos 4:41). Markos, okuyucuyu bu soruyu birlikte taşımaya davet eder.

Kanayan kadına da bir an dur ve bak. On iki yıl hasta, elindekini hekimlere harcamış, insanlar arasına çıkamayan bir kadındı. İsa onu kalabalığın içinde "kızım" diye çağırdı — sevgisini kanıtlamak, onu onurlandırmak için (Markos 5:34). Utanç içinde yaşayan bu kadın, İsa'nın önünde yeni bir kimlik aldı.

Aklında taşıyacağın sorular

Bölümü okurken şu soruları aklında taşı.

  1. Öğrenciler gibi fırtınanın ortasında "Öğretmenimiz, öleceğiz! Hiç aldırmıyor musun?" diye hissedebilirsin bazen (Markos 4:38). Şu an hayatında İsa'nın uyuyor gibi göründüğü bir an var mı?

  2. Kanayan kadın gibi uzun zamandır çözülmeyen bir sorun var mı hayatında? İsa'ya yaklaşmaktan alıkoyan bir şey var mı?

Okuma

Şimdi Markos 4 ve 5'i kendi Kutsal Kitabından yavaşça oku. Acele etme; bir kez okuduktan sonra bir kez daha oku.